Adana’da Vizyondaki Filmler
21 Ocak 2019
Murat Boz’dan Açıklama
21 Ocak 2019

Yılanlı Kale Efsanesi Nedir? (Şahmeran Kalesi)

Yılan Kale, bugünkü Adana-Ceyhan E-5 Karayolu üzerinde, Misis ile Ceyhan arasında birdenbire yükselen, ovaya hakim bir tepe üzerinde, karayolundan 3 km. içeride yer alır. İç Anadolu‘dan gelip Külek Boğazı yoluyla AdanaMisisPayas ve Antakya‘dan geçen tarihi ordu ve kervan yolunun üzerinde bulunan Yılan Kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır.

 

Yılan Kale, boyutları ve karmaşık tasarımı ile Ortaçağ’ın en etkileyici askeri yapıları arasındadır. Günümüze olabilecek en sağlam şekliyle ulaşan kale, yapım karakteri, malzemesi ve Ortaçağ kalesi olması yönüyle Bizans’a dahil edilmektedir. Korunması kolay, düşürülmesi çok güç bir kale olarak bilinen Yılan Kale çevresi dıştan 700 m. kadardır ve kale, ikişer katlı 8 yuvarlak burçla tahkim edilmiştir. Burçlar ve araları tamamen mazgallı olup, bu mazgalların ortaları ateş etmek için delikli bırakılmıştır.

Edwards, Yılan Kale’nin planı üç avluya ayırarak incelemiştir. Edwards’a göre, daha alt kısımda bulunan iki avlu, güneydoğudaki kanadı korumak amacıyla tasarlanmıştır. Son derece zeki biçimde tasarlanan ve yerleştirilen surlar ile burçlar, dik yamaçların da yardımıyla saldırıyı oldukça güçleştirmektedir. Avluların her birinin tek bir giriş kapısı vardır. Üstte kot farkı zeminden biraz daha yükseltili, korunaklı bölüme, her yönden birer merdivenle ulaşılabilmekte ve her yöne gidiş geliş kolay olmaktadır. Bu kısım en geniş ve yoğun biçimde savunulan birimi oluşturmakta ve garnizona ev görevi yapmaktadır.

En yüksek ve en kuzeydeki birimlerinde sarnıçların büyük bir kısmı ve bir şapel bulunmaktadır. Yılan Kale’nin güneye bakan bir demir kapısı vardır. Kalenin beden duvarları adeta dantel gibi işlenmiştir. Yapı üzerinde Bizans, Haçlı ve Ermeni onarımlarına ait duvar kalıntıları göze çarpar. Ermeni onarımları, pervaz, pencere ve kapı üstü tonozlarında kendini gösterir; bu onarımları belgeleyen bir Ermeni yazıtı da yapı üzerinde mevcuttur.

Halk arasında kale, “Şahmaran Kalesi” olarak bilinir. Rivayete göre “Şeyh Meram” adında bir şahıs, burada yılan üretir ve terbiye edermiş.

Yapıda kule kapılarından birinin üzerinde insan ve hayvan kabartması yer almaktadır. Ayrıca antik dönem seyyahlarından bazıları, kalede Şahmaran ile ilgili bir figürün de olduğundan söz ederler. Edwards, bu figürün Ermeni Prensliğinin ilk kralı olan Levon I’e (1198- 1219) ait olduğunu söyler.

Ovalık Kilikya’nım tarih boyunca önemli bir üssü olan Yılan Kale, halk arasındaki rivayetlerde ve kayalıklar üzerindeki gözü yukarılara çeken mimarisiyle ovadaki hakimiyetini sürdürmektedir.

 

Adana’da halk arasında “Misis yılanla, Ceyhan yelle, Adana selle gidecektir.” diye bir söylenti vardır. Adana ile Ceyhan arasındaki Yılankale’nin adı da “Şahmaran Efsanesi“ne karışmıştır.

Efsanenin doğuşu hakkında kayıtlardaki bilgiler şöyledir; Yılankale’de bölge iklimi ve kale zeminin devasa kayalardan oluşması sebebiyle çok fazla yılan yaşarmış. Ve bu yılanlar sütle beslenirmiş. Günün birinde sütsüz kalacaklar ve kaleden çıkıp Misis’e inerek orada yaşayanları sokarak, öldüreceklermiş.

Yılanlı Kale hakkında bilgi

Yılan Kale bir diğer adıyla Şahmaran Kalesi; Ceyhan Nehrine’a 13 kilometre mesafede E-5 karayoluna ise 3 km uzaklıkta bir kaledir. Sert ve devasa kayalar üzerine inşa edilmiş sanat değeri yüksek olan bir kaledir. Kü.ük çatlakları olsa da hala bütünüyle ayakta duran kale, yüzyıllar boyu birçok ulusların geçtiği bir kavuşakta bulunduğu için önemli olduğu gibi, halk arasında Şahmaran Kalesi olarak da tanınır.

Yılanlı Kale’yi kim yaptırdı?

Şahmaran kalesinin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı belli değildir. Çok eski çağlarda burada bir kale olduğu sanılmaktadır. Fakat kalenin bütünü ile Romalılar’ın son çağlarında ve Doğu Roma İmparatorluğu zamanında yapıldığı kabul edilir.

Bir Ortaçağ kalesi olan Yılanlı Kale’ye yerli halk “Şahmaran Kalesi” der. Ermişlerden sayılan Şeyh Meram adında birinin uzun yıllar tek başına bu kalede yaşayarak yılanlar terbiye ettiği söylenir. Yüzyıllar boyu yaşayan bu söylentiye göre, burası yılanların evidir. Bugün de kale ve dolaylarında bulunan yılan sayısı pek çoktur.

Yılanlı Kale, yola ve bütün Ceyhan Ovası’na hâkim durumdadır. Dört cephelidir, çevresi 700 metre kadardır. 8 burcu vardır, bu burçların araları mazgallıdır. Yılanlı Kale’nin yola bakan bir demir kapısı vardır. Kalenin içindeki alana inen iç merdivenler hâlâ sağlam durmaktadır. Yılanlı Kale’nin burçları iki katlıdır.

Camsab yoksul bir ailenin oğlu olup evinin geçimini odunculuk yaparak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte ormanda içi bal dolu bir kuyu bulan Camsab, balı çıkarması için arkadaşları tarafından kuyuya indirilir, balın çıkartılması sona erince de kuyuda bırakılır. Kuyunun içinde yardım beklerken bir ışık sızıntısı görür, ışığın geldiği yeri açarak büyük bir bahçeye çıkar. Burada bir tahtta oturan üst tarafı insan alt tarafı yılan şeklinde olan ve bir insan gibi konuşan Şahmeran ile karşılaşır.
     Yılanların şahı olup yer altında diğer yılanlarla birlikte yaşayan Şahmeran, Camsab’a korkmamasını ve bir süre kendilerinin misafiri olacağını söyler. Burada çok iyi ağırlanan Camsab, aradan yıllar geçtikten sonra sıkılmaya ve ailesini özlemeye başlayınca evine dönmek için izin ister.
     Şahmeran ise ölümünün bir insan elinden olacağını, eğer kendisini bırakırsa yerinin insanoğlu tarafından hemen bulunabileceğini söyleyerek Camsab’ın gitmesine izin vermek istemez. Ancak ısrarlara dayanamaz ve yerini kimseye söylememesi şartıyla Camsab’ı evine gönderir. Bu sırada Tarsus padişahı, önemli bir hastalığa yakalanır. Dönemin tanınmış hekimleri hastalığa bir türlü çare bulamazlar, fakat büyü işleriyle de ilgilenen vezir, padişahın hastalığının Şahmeranın etinin yenilmesiyle geçeceğini söyler. Bunun üzerine Şahmeranın yerini bilene büyük vaatlerde bulunulur, ancak kimse ortaya çıkmaz.
    Vezir, Şahmeranı gören kişinin sırtının yılan derisi gibi pul pul olduğunu padişaha söyleyince herkesin hamama gelerek yıkanması emri verilir. Camsab, Şahmerana söz verdiği için hamama gitmez, fakat bir süre sonra sadece kendisinin yıkanmaya gitmediği anlaşılınca hamama gitmek zorunda bırakılır.
     Camsab’ın sırtının yılan derisi gibi olduğu görülünce, kendisinden zorla şahmeranın yeri öğrenilir. Vezir, Camsab’ın gösterdiği kuyunun başında büyülü sözler söyleyerek Şahmeranı ortaya çıkartır. Şahmeran kaderini bildiği için karşı koymaz ve Camsab’a ölümünden sonra etini kaynatarak ilk suyu vezire, ikincisini padişaha içirmesini, üçüncüsünü de kendisinin içmesini tembihler. Şahmeran, hamama götürülerek burada öldürülür ve eti kaynatılır. Vezir ilk suyu Camsab’ın içmesini ister. Camsab, şahmeranın dediklerini yaparak ilk suyu vezire verir. Vezir, bunu içer içmez ölür. İkinci suyu içen padişah iyileşir, üçüncüsünü içen Camsab ise aklı ve zekası daha da güçlenip padişaha baş vezir olur.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir