Adana’da Bir Gün: Okul Gezisi
8 Kasım 2018
Her Köşe Başında Bulabileceğiniz Lezzet; Adana Kebabı
8 Kasım 2018

Adana’da 24 saatte gezip görebileceğiniz yerleri siz okurlarımız için derledik.

Adana Ulu Cami


Adana’da bulunan 16. yy.’dan kalma tarihi bir camidir.
Ramazanoğulları Beyliği’nin başyapıtı olan cami, şehrin en önemli tarihi yapılarından birisidir. 1998 yılında Sabancı Merkez Camii’nin hizmete açılmasına kadar Adana’nın en büyük camisi olma özelliğini korumuştur.
Yapımına Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1509’da başlandı; Halil Bey’in ölümü üzerine oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 1541 yılında tamamlandı. Ramazanoğlu Halil Bey ve Piri Mehmet Paşa ile Mehmet Paşa’nın iki oğlu caminin güneydoğusundaki 1541 tarihli türbede yatmaktadır.
Caminin mimarisi Selçuklu ve Memluk üsluplarını taşır. Duvarları siyah beyaz mermer taşlarla bezelidir. Batı ve doğuda birer kapısı bulunur. Batı kapısı üzerinde iki yılan kabartması olan bir kubbe ve bir kitabe vardır. Doğu kapısı üzerinde ve minberinin üstünde de birer kitabesi bulunur. 16. yy’dan kalma çinileri meşhurdur.
Yağ Camii


1501 yılında Ermeni Saint Jacgues Kilisesi’nin Ramazanoğlu Halil Bey’in emri ile camiye çevrilmesinden bir süre sonra mekanın yörenin ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması üzerine yanı başına Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından yeni bir cami yaptırılmış, iki yapı birleştirilmiştir. Minaresinin yapımı 1525’te tamamlanan cami, Piri Mehmet Paşa’nın bitişiğine inşa ettiği medrese ile bir külliye teşkil eder. Medresenin inşası 1558’de tamamlanmıştır.

Selçuklu Ulu Camileri karakterinde, yani çok sütunlu cami tipinde bir camidir. Yapıya sonradan eklenen bir anıt gibi büyük ve görkemli bir avlu kapısı vardır.

Daha önce “Eski Camii” denilen yapı, anıtsal avlu kapısının önünde yağ pazarı kurulması nedeniyle, “Yağ Camii” adını almıştır.

Adana Bebekli Kilise


Adana Bebekli Kilise veya Aziz Pavlus Kilisesi, üzerinde Meryem’in tunçtan heykelinin bulunduğu, tahminen 1880-90 yılları arasında yapılan Adana’nın merkezindeki İtalyan katolik kilisesidir. Ermeni Apostolik Kilisesi olarak inşa edilmiştir. 1915 Ermeni Kırımı’ndan sonra Adana’da Ermeni cemaat kalmamıştır ve Bebekli kilise Katolik Cemaate verilmiştir. Kilisenin tepesindeki Meryem Ana’nın 2.5 metrelik tunç heykeli bebeğe benzetildiği için halk arasında Kilisenin ismi “Bebekli Kilise” olarak geçer. Kilise Pavlus adına yaptırılmıştır. Kilise hem katolik cemaati, hem de Protestan Cemaati tarafından kullanılmaktadır.

Kilise, 2011 yılında kılıç ve bıçakla saldırıya uğramış, İsa ve Meryem ikonaları kırılıp, eşyaları tahrip edilmiştir. Öte yandan, saldırganlar verdikleri ifadelerinde ise Ogün Samast’a özendiklerini söylediler.

Adana Merkez Park


Seyhan Nehri’nin her iki yakasına kurulmuş toplam 33 hektar büyüklüğündeki şehir parkıdır. Güneyde Sabancı Merkez Camii ile kuzeyde Galleria alışveriş merkezi arasında kalan park, 2004 yılında açılmıştır. Türkiye’nin en büyük parkıdır.

Eskiden parkın bulunduğu alanda narenciye bahçeleri, şehir otogarı ve nehrin taşmasına karşı bırakılan boş araziler bulunuyordu. Zamanla otogar buradan taşındı. Demirköprünün güneyine Galleria alışveriş merkezi, kuzeyin Mimar Sinan Anfitiyatrosu yaptırıldı. 1998’de bölgedeki 100 ev yıkıldı ve her iki yakayı birbirine bağlayan Sinanpaşa asma köprüsü yapıldı. Park 2004’te açıldı.

Merkez Park’ta 400.000 den fazla bitki bulunmaktadır. 40 çeşit ağaç, 67 çeşit bitki ile süslenmiştir. Parkın içerisinde 12 havuz, 2,2 hektarlık bir çocuk oyun alanı, paten pisti, anfitiyatro, dairesel biçimli dinlenme terasları bulunmaktadır. Ayrıca park ve cadde arasında 3 km uzunluğunda koşu ve bisiklet parkuru yer almaktadır.

Misis Mozaik Müzesi


Adana’nın Yüreğir büyükşehir ilçesine bağlı Misis Beldesi’nde, 1959 yılından beri faaliyette olan ve içinde Misis Antik Kenti’nden kalma, 4. yüzyıl sonlarına ait bir tapınağın zemin mozaiklerinin sergilendiği müzedir. Adana Arkeoloji Müzesi’ne bağlıdır. Adana’ya 26 kilometre uzaklıktadır.

Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bazilikaya ait zemin mozaikleri 1956 yılında Misis Höyüğü’nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır. Höyükten çıkarılan mozaikleri korumak amacıyla müze kurulmuştur. Bizans devrien ait mozaiklerde Nuh’un tufan esnasında gemisine aldığı hayvanlar betimlenmiştir. Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber’in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Müzenin duvarları ışığı geçirecek şekilde cam tuğlalardan oluşmuştur.

Adana Arkeoloji Müzesi


Adana ili ve çevresinde bulunan arkeolojik eserlerin sergilendiği müze. Adana Arkeoloji Müzesi, 1924 yılında kurulmuştur.
Kurulduğu ilk yıllarda, Polis Dairesi’nde hizmet veren Adana Arkeoloji Müzesi, 1928 yılında Taşköprü başındaki günümüzde yıkılmış durumda olan Caferpaşa Camii Medresesi’ne, daha sonra Kuruköprü Rum Kilisesi’ne taşındı. 1935’te müzeye bir Etnografya Salonu eklendi. Müze, 1950 yılında günümüzdeki Etnografya Müzesi Binası’na taşındı. 1966 yılında ise Kültür Parkı’nda yeni bir müze binası yapımına başlandı. Günümüzde 1972’de taşındığı Reşatbey’deki binasına hizmet vermeye başladı. Alyanakzade Halil Kamil Bey ve Ali Rıza Yalman müzenin gelişimine büyük katkıda bulunmuş müze müdürleridir.

Adana Arkeoloji Müzesi’nde, Tarsus-Gözlükule, Mersin-Yümüktepe, Milis, Karatepe, Soğuksutepe vb. höyük ve iskân yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda çıkan eserler ile Adana ve çevresinden derlenen eserler bulunuyor. Bunlar prehistorik (tarih öncesi), Hitit, Asur, Fenike, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait heykel, kitabe, lahit, stel, mimari parçalar gibi taş eserler, pişmiş topraktan yapılmış çanak, çömlek, çeşitli kaplar, silindirik ve magma mühürleri, madeni paralar ve diğer arkeolojik buluntulardır. Müzede ayrıca Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait islami eserler ile, giyim kuşama, halk sanatlarına ve elişlerine, yörük çadırlarına ve yörüklerce kullanılan eşyaya ait derlenmiş etnografya malzemesi de yer alır. Müzenin en değerli eserleri lahitlerdir. Bunlar arasında 3843 envanter sayılı lahit, 1958’de Tarsus’ta bulundu ve Adana Arkeoloji Müzesi’ne taşındı. Lahitin uzun yüzlerinden birinde Truva kahramanlarından Hektor’un ölüsünün fidye karşılığında kurtarılışı, sağda Kral Priamos’un Akhilleus’e yalvarışını, solda kralın arabasından inişini, arkada dragonları tasvir eden kabartmalar görülmektedir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir