Adana Şehri’nin Roma Dönemi

Adana’nın Kervansarayı: Kurtkulağı
26 Nisan 2019
Adana’da Bizans Dönemi
26 Nisan 2019

M.Ö. 48 de Anadolu eyaletler teşkilâtını organize eden, Roma’nın ünlü imparatoru Sezar burada bulunmuş ve Tarsus’da bütün eyalet şehirlerinin temsilcilerini toplayarak bu bölgelerin idaresini bir düzene bağlamıştır.

Fakat M.Ö. 44 de Sezar’ın öldürülmesinden sonra bu düzen bozulmuştur. 43 yılında Oktavian (Octavianus) Antonius ve Lepidus arasında yapılan Üçler (Triumvirat) anlaşması sonucu, bu komployu hazırlayanların takibine geçilmiştir. 42 senesinde komplocular yakalanıp ortadan kaldırılmalarından sonra Roma ülkeleri üçe bölünmüş ve doğu bölgelerinin idaresi Antonius’a bırakılmıştır. Ancak Antonius’un kısa bir zamanda Oktavian ile anlaşamamış ve bu arada da Part süvari birlikleri hızla Toroslara kadar ilerlemiştir.

M.Ö.39 ve 38 yıllarında savaşçı ruhlu Antonius’un gayreti ile Partlar yenilgiye uğratılmışlardır. Böylece Part devletinin saldırılarını önleyen Antonius, Kleopatra ile yeni bir ilişkiye başlamıştır. Mısır hâkimiyetini de eline geçirmek isteyen Antonius ile Kleopatra arasında Tarsus’da M. Ö. 41 başlayan bu ilişki 37 senesinde Antonius ve Kleopatra’nın evlenmesi ile sonuçlanmıştır.

Geleceğini tamamen Mısır kraliçesine bağlayan Antonius’un gün geçtikçe yumuşayan durumu ve politikası karşısında Senato savaş açma mecburiyetini duymuştur. Ve nihayet M.Ö. 31’de Aktium deniz savaşında Kleopatra ile beraber yenilgiye uğratılarak bütün Roma ülkeleri, Augustus ünvanı ile imparator ilân edilen, Oktavian’ın tam otoritesi altına girmiştir. Bununla beraber Romalılar bir süre daha Çukurova’nın dağlık bölgesini alan eşkıyalara ve sahillerini de, Mısır deniz kuvvetlerinin yenilgisi sebebiyle tekrar faaliyete geçen, korsanlara bırakmak zorunda kalmışlardır.

Sonuç olarak Adana ovası gibi bütün Kilikya’ya tamamen hâkim olan Romalılar devrinde Çukurova’nın son derece önem arz ettiği söylenebilir. Bu gelişmelerden Adana büyük faydalar sağlanmıştır. Burada yapılan büyük köprüler, yollar ve sulama tesisleriyle başta Anavarza olmak üzere Adana ovasının tarımı çok ilerlemiş ve iç kasabalar da önemli birer ticaret merkezi haline gelmişlerdir.

Adana’nın tekrar önem kazanmasında bugünkü Taşköprü’nün büyük rolü olmuştur. Bununla beraber Adana Ovasının kalkınmasında İmparator M. Trajanus’un saltanatı sırasında Roma’yı en geniş sınırlara sahip kılmıştır. 117 senesinde, geçirdiği ağır hastalıktan kurtulamayarak batı Kilikya şehirlerinden Selinus’da ölmüştür. Adriyan da Trajanus’un izinden yürümüştür. Adriyan’dan sonra imparator olan Antonius Pius zamanında ise (138–161) vergilerde indirmeler yapılması eyaletlerin gelişmesine etki etmiştir. Bu olaylar sonucunda Romalılar devrinde Çukurova’nın zamanına göre oldukça geniş nüfus barındırdığına ve ileri tarımı ile Adana ovasının da Roma’nın bir gıda ve giyim ambarı haline geldiği anlaşılmaktadır. Romalılar devrindeki bu iktisadi gelişme imparator Septimus Severus zamanına (193–211) kadar devam etmiştir.

Fakat Septimus’tan sonra bir duraklama başlamış ve Sasaniler’in Çukurova’yı işgal ettikleri tarihlere rastlayan devirlerde gerileme baş göstermiştir. Özellikle 260 senesinde Roma İmparatoru Valerianus’un I. Şapur’a mağlûp ve esir olmasından sonra Adana ovası emniyetsizlik içinde kalmıştır. Bu arada İranlıların yağmasına uğrayan bütün Çukurova’nın kısa bir müddet sonra da Suriye Krallığının eline düşmüş ve İmparator Aurelian zamanına kadar da çok kritik günler yaşamıştır.

Bahsi geçen Suriye Krallığı ünlü tarihi Palmira devletidir. Halâ kalıntıları birçok gezgini cezbeden bu muhteşem başşehrin en nüfuzlu hükümdarı da Romalı ve Yunan tarihçilerin Zenobia dedikleri kadın olmuştur. Büyük bir kültüre sahip bulunan bu Kraliçe Roma’nın zaafından faydalanarak Mısır’ı ve Ankara’ya kadar Anadolu’nun bir kısmını zapt etmek suretiyle geniş bir devlet kurmuştur. Zenobia’nın bu fetihleri neticesinde Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış bir vaziyete düşmüştür. 270 tarihinde imparator ilân edilen Aureliyan; Vandallar, Gotlar ve Alman tehlikesini önledikten sonra bu Kraliçeyi âsî olarak tanımış, onu mağlûp ve esir etmiştir. 271 – 272 yıllarında geçen bu hâdiseden sonra da Zenobiya ülkesi Roma İmparatorluğuna katılmıştır.

Çukurova ve dolayısıyla Adana 306 yılında iş başına geçen Roma İmparatoru Birinci Konstantin devrinde tekrar huzura kavuşabilmiştir. İdaresiyle bütün iç teşkilâtı baştan başa yenileyen Konstantin zamanında (306-337) İmparatorluk tam otoritesine sahip olabilmiştir. 330 senesinde İstanbul’u hükümet merkezi ittihaz eyleyen bu imparatorun saltanatı esnasında resmî din olarak kabul ettiği Hıristiyanlık büyük yardım görmüştür.

1. Theodosius radikal bir hareketle 395 yılında ülkelerini iki oğluna paylaştırmak suretiyle Doğu Roma’yı tamamıyla Batı Roma’dan ayırmıştır. Theodosius’un yaptığı bu taksime göre Honorius’a İtalya, Gal, İngiltere, İspanya gibi Batı ülkeleri bırakılırken, Arkaidus’a da Yunanistan ve adaları ile Makedonya, Trakya, Adriyatik, Moldavya, Anadolu, Suriye ve Mısır verilmiştir.

Anadolu’yu ve Çukurova’yı Doğu İmparatorluğuna bırakan Roma çok geçmeden Gotlar, Vandallar gibi milletlerin akını karşısında tarihe karışmıştır. 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir